0

Onur Akın - Ne Olur Bir Sabah

NE OLUR BİR SABAH
Ne olur bir sabah kapım çalınsa
Açınca gülüşün içime dolsa
Belki bir meyhane biraz da rakı
Sen türkü söylesen ben eşlik etsem

Bakmayın çekilen perdelerin
Aydınlık oluşuna bu şehirde
Renk renk desenlerine kanmayın
Sakılısında kimbilir kaç yüreği
Bu ayrılıklar boğar
Kimbilir ardına kadar susumuş ömürleri
Paslanmış ne çok kapı bekler

Hasretin gibi çarpıyorum kapıları
Soluk soluğa atıyorum kendimi sokağa
Taşlarında izmaritlerimi ezdiğim kaldırımlar
Sicim bir yağmur altında
Bir yanıtım yoktur
Seni soran açelyalara

Bir meyhane bulur beni
Beyaz keteni kirlenmiş masalar
Yorulmuş bir rakı alır beni
Kalbime seni sorar
O an duracak zannederim bu gevezeyi
Sol kolumda bu aşkın uyuşmuş ağrısı
Otuzbeşlik ne ki
Meyhaneci yetmişlik getir
Tek başına gitmiyor zıkkım
Kavunun tadı zehir
Sen yoksun boynu bükük saatlerin
Bu akşam "Dürüyemin güğümleri kalaylı"
Gitmiyor be abla, değiştir şu bantı

"Bu ne sevgi ah bu ne ızdırap
zavallı kalbim ne kadar harap"
Çalmıyor artık
Öyle ya çoktan göçmüş Abdullah Yüce

Geceye su gibi dökülse sesin
Bizimle hüzünlü türküler gülse
Ellerin elimi bulsa ansızın
Kalbimden kalbine çiçekler koşsa

1

Volkan Konak - Maçkaya Hatıram Olsun

Ufacık bir maçka deresiyim
İki dağın arasından akarım
Nice pınar suyu karışır mayama
Çocuklar yüzmeyi bende öğrenir

Bende öper gibi ayaklarını yıkarım
Yaz başlarında bişey bulanık aksamda merak etmeyin
Tertemiz köpük akarım

Ufacık bir maçka deresiyim
Ama
Doğrudan denize akarım
Denize

1

Altüst Grubu

ALTÜST 2006 yilinin Kasim ayinda Mugla'da kuruldu.

Vokal'de Emrah, Gitar'da ise Gökhan bulunuyor.
Grup sadece kendi bestelerini düzenlemek amaciyla kuruldu. Mugla gibi bir sehirde Kayit veya çalisma stüdyosu olmadigi için bir süre ev kayitlari ile insanlara ulasmayi amaç etti ancak daha sonra 4 sarkilik demosunu Ankara'da SirrMusic stüdyolarinda hazirladi. Apar topar yapilan bu demo insanlarin ALTÜST hakkinda fikir sahibi olabilmesini saglayacaktir.
ALTÜST'ün Lüzumsuzsa Söndür adli demosunda Küçük sarki evreni ile müzik piyasasina giris yapan Aydilge Isik adli parçada vokal yaparak gruba destek oldu. Düs'müstüm, Kendimden vazgeçtim, Melekler aglar mi ki adli sarkilarin aranjelerini de Burak Demir yapti.
Grup 2007 yili içerisinde bir EP yayinlayacak.
Web sitesi: http://www.altust.org

Bugün gelen bir mail sayesinde haberim oldu gruptan.

Mp3'leri dinle!



0

Apple Iphone

Özellikler

* 3,5 inch "Multi-Touch" Dokunmatik Widescreen LCD Ekran
* 11.6 mm Kalınlık
* 2 Megapiksel Kamera
* 4GB - 8GB Hafıza Seçeneği
* Widescreen Video Playback
* Quadband GSM
* WiFi, Bluetooth, Edge
* Mac OS X İşletim Sistemi
* Safari Web Browser, iTunes, Google Maps
* 5 Saatlik Konuşma-Video, 16 Saatlik Müzik dinleme pil süresi

Olur ya birileri bana bir hediye falan almak ister, aklınızda bulunsun. (Apple iphone)

0

Adımın Kaynak Noktası

Mahmut Esat Kimdir?

Bugün artık çoktan unuttuğumuz Bozkurt-Lotus davası, Türkiye’nin gündemini daha sonraki senelerde de işgal etti. Lahey’in kararı milli bir zafer, davayı kazanan Mahmut Esat Bey de kahraman olmuştu. Bazı şairler dava ile ilgili destanlar yazdılar ve zaferin şerefine bir de marş bestelendi. Dava ve Mahmut Esat Bey’in savunmaları, zamanla dünya hukuk literatürüne girecek ve benzer davalarda emsal teşkil edecekti.

İşte, önde gelen bir Yargıtay yetkilisinin ‘Uygar dünyaya açılım adı altında yeni bir dönemin başladığı’ müjdesini verirken ‘Bütün saygınlığıyla 79 yıl boyunca hükümranlığını sürdürdü bu ülkede’ dediği, yani hükümranlığının artık son bulması gerektiğini ima ettiği Mahmut Esat Bozkurt, böyle bir hukukçuydu.



Ve, konunun bir başka tarafını da gözden uzak tutmamamız gerekiyor: Mahmut Esat Bozkurt’un, ‘hükümranlığını’ tesis edip Lahey’de dünya hukuk literatürüne girdiği sırada, henüz 35 yaşında olduğunu!

Mahmut Esat Bey 1892’de, Kuşadası’nda doğdu. İttihad ve Terakki’nin önde gelen simalarından olan dayısı Ubeydullah Efendi’nin teşvikiyle 1912’de İsviçre’ye gitti, Fribourg Üniversite’nin Hukuk Fakültesi’nde kaydoldu ve mezuniyetinden sonra ‘Osmanlı Kapitülasyonları’ konusunda doktora yaptı.

Ege Bölgesi’nin Birinci Dünya Savaşı sonrasında Yunanlılar tarafından işgale uğraması üzerine Türkiye’ye dönen Mahmut Esat, Ege’de kurulan Kuvá-yı Milliye’nin öncülerinden oldu ve Kuşadası’ndaki Milli Müfreze’nin başına geçti. İlk Meclis’e İzmir Milletvekili olarak girdiğinde, henüz 28 yaşındaydı. 1922’de İktisat Vekili, yani Ekonomi Bakanı yapıldı. 1923 Şubat’ında İzmir’de toplanan ilk İktisat Kongresi onun bakanlığı sırasında yapıldı. 1924 Anayasası’nın hazırlayıcılarından ve Ankara Hukuk Fakültesi’nin kurucusu olan Mahmut Esat, o senenin Kasım’ında Adalet Bakanı yapıldı ve 1930’daki istifasına kadar bu görevde kaldı.

Türk Hukuk Devrimi’nin en önemli yeniliklerinin başında gelen Medeni Kanun ve Ceza Kanunu ile beraber daha birçok değişiklik, Mahmut Esat’ın Adalet Bakanı olduğu sırada uygulamaya kondu. Gerekçeleri, bizzat hazırlıyordu.

Mahmut Esat, 1926’da kabul edilen Medeni Kanun’un gerekçesinde ‘...Dinlerin sadece bir vicdan işi olarak kalması, günümüz uygarlığının esaslarından ve eski uygarlıkla yeni uygarlığın en ayırt edici özelliklerinden biridir. ...Din, ...vicdanlarda kaldıkça saygındır ve temizdir. ...Yüzyılımızın devleti, dini dünyevi hayattan ayırmakla, ona sonsuz bir taht olan vicdanı tahsis etmiştir’ diyordu. Bu sözleri kanunda 1991’de değişiklik yapılması sırasında yeniden gündeme gelecek ve ‘dindar halkı rencide edebileceği’ gerekçesiyle yeni kanun metnine alınmayacaktı.

1930’da bakanlıktan istifa eden Mahmut Esat, milletvekilliğinin yanı sıra üniversitelerde Türk İnkıláp Tarihi dersleri verdi, bu arada gazetelere yazılar yazdı ve çok sayıda yayın yaptı. Hayata 21 Aralık 1943’te İstanbul’da, Yeni Sabah Gazetesi’nin Cağaloğlu’ndaki binasında ‘Yürekler Acısı’ başlıklı son yazısını tamamlamasından hemen sonra veda etti ve Kuşadası’ndaki aile kabristanına defnedildi.

Mahmut Esat, asıl şöhretini Bozkurt-Lotus davasının 1926’da Lahey Adalet Divanı’nda görülmesi sırasında Türkiye adına yaptığı savunmayla ve davayı kazanması üzerine elde edecek, kendisine sonraki senelerde Atatürk tarafından ‘Bozkurt’ soyadı verilecekti.

Lahey’deki hukuk zaferini bu heykel temsil ediyordu

1927’nin Türkiye’sinin gündemini en fazla meşgul eden olay, Lahey’deki Adalet Divanı’nda görülen Bozkurt-Lotus Davası idi.

Davanın Adliye Vekili Mahmut Esat’ın zaferiyle neticelenmesi üzerine, Lahey’deki duruşmalara katılan Türk heyeti tarafından batan geminin adından hareketle tunçtan bir bozkurt heykeli yaptırıldı ve heykel Mustafa Kemal Paşa’ya hediye edildi. 29 santim yüksekliğinde olan heykelin kaidesinde eski harflerle ‘Bozkurt Davası Hatırası, Lahey, 7 Eylül 1927’ yazılıydı. 1960’ların sonuna kadar Anıtkabir’de sergilenen heykel, daha sonra Samsun’da açılan Gazi Müzesi’ne gönderildi, birkaç yıl burada teşhir edildi ve daha sonra ortadan kayboldu. 1998’de gazeteci Kemal Çapraz’ın müzenin deposunda tozlar arasında bulduğu heykel, şimdi aynı müzede yine Atatürk tarafından kullanılmış olan bozkurt şeklindeki bir zille beraber sergileniyor.